A Letter from Tel Aviv / Tel Aviv’den Mektup Var

gaza058

Dear friends
Over the past few days I received emails and comments from some of you, expressing concern over my personal feelings and safety in view of what’s going on in my region right now.I’m very grateful for your concern and interest. But I feel a need to clarify the situation as I see it, for the sake of those who are not familiar with the historical background and the facts of the present crisis. (…)

Basically, Israel is a state founded by national Jewish exiles escaping a reality of anti-Semitism and persecution in Europe and Russia, later on joined by WWII refugees and Holocaust survivors. But the land was not empty when they came here. There were the Palestinian inhabitants of the land, and many of them were driven away in 1948, to become refugees themselves. In 1967 Israel conquered what is now known as the Occupied Territories – Judea, Samaria and the Gaza strip – whose inhabitants live under Israeli occupation up to this very day. (It also conquered the Sinai desert, later returned to Egypt, and the Golan heights which remained as annexed territory, but let’s not go into that here.)

There were various changes in the status of the Occupied Territories over the years, I won’t go into that here. The basic fact is that these territories and their inhabitants are still under Israeli control and jurisdiction. The people who live there cannot vote for the parliament and government that ultimately determine their fate. They live in a reality of constant oppression – civic and military – to which Israel, my country, is responsible. This leads to many acts of resistance on their part, some of them non-violent and some violent. But it’s important to remember who is the strong one here and who is the weak. Israel is the strong party, it rules the situation, and the Palestinians are the oppressed party, and they have every right to resist the occupation and fight for their freedom.

This rather clear picture is often obscured by Israeli and pro-Israeli consciousness and propaganda, stimulated by a mixture of political/economic interests (of both Israel and its supporters) and the basic Israeli notion/consciousness that Israeli Jews are first and foremost victims. The notion of victimhood is deeply entrenched in Israeli consciousness; it is the spectacles through which most Israeli Jews view the world. It is nourished and nourishes a deep fear and suspicion towards “others”, mainly towards Arabs and the Arab countries surrounding Israel. Fear and suspicion which practically prevent Israel from any serious attempt to make peace with its neighbors, let go of the Palestinian territories, allow Palestinian refugees to return to their homes and form a basis to some normalcy in this region. Israelis feel constantly threatened, and this irrational feeling prevents them from viewing Palestinians and Arab countries as other than a threat.

The results of this victimized-consciousness are disastrous. Israel is a violent country living on its sword. Israeli society is deeply racist, chauvinistic and militaristic. Israel perpetuates atrocities, sometimes even crimes of war, against the Palestinians living under its occupation and sometimes against neighboring countries. Israel’s laws and practices are deeply racist and discriminatory against its Palestinian citizens (those who live within the borders of Israel, not in the Occupied Territories). And very very few Israeli Jews recognize this situation as it really is and try to resist it. Those who resist are perceived as traitors and treated as such.

So when you send me your heart-warming concern and sympathy, I feel confused. True, the present situation is stressful and depressing for me. But I’m not the victim. I’m on the side of the bad guys in the story. I feel like telling you all – please send your hugs to the people in Gaza, they need them more than I do. And yet I am heartened to read them and grateful for them. I just want them to be for the right reasons. Please understand, I am not under any serious danger. My distress is emotional, political, civic – not physical. There are sirens and explosions in Tel Aviv, true, but reliable sources evaluate that a lot of the explosions are hoaxes. Apparently the number of rockets actually fired at Israeli towns and cities is significantly smaller than what’s been reported, and so far the damage caused by them is negligible in comparison to what’s going on in Gaza. Also remember that I, personally, have options. I am fortunate enough to have a US passport, I have another language, I have family and friends in other countries. I have a way out. Many Israelis and a lot more Palestinians don’t.

Debbie Eylon

Turkce:

Geçtiğimiz birkaç gün içinde bazılarınızdan, yaşadığım bölgede olup bitenlerden dolayı neler hissettiğime ve güvenliğime dair endişe duyduğunuzu belirten email’ler, yorumlar aldım. İlginize müteşekkirim. Ama şu anda yaşanan krizin tarihsel arkaplanına ve gerçekliklerine aşina olmayanlar için durumu kendi gördüğüm şekliyle açıklığa kavuşturmak istiyorum. (…)

Aslında İsrail, Avrupa ve Rusya’daki anti-semitizmden ve zulümden kaçan, sürgündeki Yahudiler tarafından kurulan bir devlet – daha sonra bunlara 2. Dünya Savaşı sırasında göç edenler ve Holokost’tan kurtulanlar katıldı. Ama geldiklerinde bu topraklar boş değildi. Burada Filistinli yerliler yaşıyordu ve çoğu 1948’de buradan sürüldüler. İsrail 1967’de, şimdi işgal altındaki topraklar olarak bilinen yerleri (Yahudiye, Samiriye ve Gazze şeridi) fethetti – buraların yerleşik halkı bugün de İsrail işgali altında yaşıyor. (İsrail, daha sonra Mısır’a iade ettiği Sina yarımadasını ve halen İsrail toprağı olarak görülen Golan tepelerini de ele geçirdi, ama bunlara şimdi girmeyelim.)

İşgal altındaki toprakların konumunda yıllar içinde pek çok değişiklik oldu, bunlardan burada söz etmeyeceğim. Temelde bu bölgeler ve yerleşik halkları hâlâ İsrail’in kontrolü altında. Buralarda yaşayanlar sonuçta kendi kaderlerini de belirleyecek olan parlamento ve hükümet seçimlerinde oy kullanamıyorlar. Sürekli sivil ve askeri baskı altında yaşıyorlar ve bunun sorumlusu benim ülkem, yani İsrail. Bütün bunlar, kimisi şiddet içeren kimisi içermeyen pek çok direniş eylemine neden oluyor. Ancak burada kimin güçlü kimin zayıf olduğunu hatırlamak önemli. İsrail güçlü olan, durumu kontrol eden taraf; ezilenler ise Filistinliler ve işgale karşı direnmek, özgürlükleri için savaşmak her şartta onların hakkı.

Bu ziyadesiyle net resim, çoğu zaman İsrail’in ve destekçilerinin siyasi ve ekonomik çıkarlarıyla yola çıkan, İsrail ve İsrail taraftarı bilinç ve propaganda tarafından bulanıklaştırılıyor. İsrail’in temel inancı İsrailli Yahudilerin her şeyden önce kurban olduğudur. Kurbanlık mevhumu İsrail’in bilincine öyle derinden işlemiştir ki, pek çok İsrailli Yahudi dünyaya bu gözlüğün arkasından bakar. Bu fikir beslenir ve “ötekilere”, çoğunlukla da Araplara ve İsrail’in çevresindeki Arap ülkelerine karşı derin bir korkuyu ve şüpheyi besler. Bu korku ve şüphe, İsrail’in komşularıyla barışmak için ciddi bir girişimde bulunmasına, Filistin topraklarından çekilmesine, Filistinli göçmenlerin evlerine dönmelerine ve bölgede olağan bir hal sağlanmasının yolunu açmasına engel olur. İsrailliler sürekli tehdit altında olduklarına inanırlar ve bu akıldışı mantıkdışı duygu, Filistinlileri ve Arap ülkelerini sadece ve sadece bir tehdit olarak görmelerine sebep olur.

Bu kurbanlaştırılmış zihniyetin ortaya çıkardığı sonuçlar korkunçtur. İsrail kendi kazdığı kuyuda yaşayan şiddet dolu bir ülkedir. İsrail toplumu son derece ırkçı, şoven ve militaristtir. İsrail, işgal altında yaşayan Filistinlilere ve bazen komşu ülkelere zulmetmeye, hatta bazen savaş suçları işlemeye devam ediyor. İsrail kanunları ve uygulamaları son derece ırkçı, Filistinli vatandaşlarına karşı ayrımcı (işgal altındaki topraklarda yaşayanlardan değil, İsrail sınırları içinde yaşayanlardan söz ediyorum). Çok çok az İsrailli Yahudi bu durumu olduğu gibi görebiliyor ve direnmeye çalışıyor. Direnenler vatan haini olarak görülüp bu muameleye maruz kalıyorlar.

Bu nedenle bana içimi ısıtan ilginizi ve sevginizi gönderdiğinizde kafam karışıyor. Doğru, şu anda yaşananlar benim için gerginlik ve üzüntü kaynağı. Ama ben kurban değilim. Ben bu hikâyede kötü adamların tarafındayım. Hepinize şunu söylemek istiyorum – lütfen sarılacaksanız Gazze’deki insanlara sarılın, buna benden daha çok ihtiyaçları var. Mesajlarınızı okumak beni ne kadar duygulandırsa, ne kadar müteşekkir olsam da bunun doğru nedenlerle olmasını istiyorum. Lütfen benim ciddi bir tehlike yaşamadığımı bilin. Benim sıkıntım duygusal, siyasi ve sivil nedenlerden kaynaklı – fiziksel değil. Doğru, Tel Aviv’de sirenler ve patlama sesleri duyuluyor ama güvenilir kaynaklar bu patlamaların çoğunun gerçek olmadığını söylüyorlar. Anlaşılan İsrail kasabalarına ve şehirlerine atılan roketler bildirilenden çok daha az sayıda ve verdikleri hasar Gazze’de olanlarla karşılaştırıldığında gözardı edilebilir boyutlarda. Ayrıca unutmayın, kişisel olarak benim başka seçeneklerim var. ABD pasaportuna sahip olduğum için şanslıyım. Başka bir dil biliyorum, başka ülkelerde dostlarım, ailem var. Benim için bir çıkış yolu var. Pek çok İsrail vatandaşının ve çok daha fazla Filistinlinin herhangi bir seçeneği yok.

Turkcesi: Betul Kadioglu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s