Arsızlığa Adanmıştır…



3 senedir mart ayının sonunda düzenlenen Feministival, bir “Kendin Yap” etkinliği. Kadın/trans aktivistlerin organize ettiği festivalin içeriğinde, gündelik ihtiyaçları (hırkadan dildoya) üretmek ya da beden ve haz üzerine tartışmak üzere atölyeler, beraber müzik yapmak ve eğlenmek için konser ve partiler var. Bir yandan da bir araya gelen feminist/queer aktivistlerin yeni eylem stratejileri üretmesine imkan sağlıyor. Bu sene şubat ayında organizasyon için toplanan aktivistler, şarkı ve performanslarını çok sevdikleri Pussy Riot’u İstanbul’a davet ettiler. Grup teklifi kabul etti, fakat ilke olarak konser vermediklerini, sadece kamusal alanlarda korsan gösteriler düzenlediklerini söylediler. Dolayısıyla Feministival’i düzenleyenler de bu tarz bir gösteriyi beraber örgütlemek üzerine çalışmaya başladılar. Pussy Riot üyesi üç kadın birkaç hafta önce tutuklanmıştı ama olayın böylesine büyüyeceği beklenmiyordu.

Pussy Riot 2011 ekim ayında kuruldu ama grup üyeleri (en azından kimliklerini bildiklerimiz) bundan önce de korsan eylemler düzenliyorlardı. Bugün cezaevinde bulunan üç Pussy Riot üyesinden Nadezhda Tolokonnikova ve Yekaterina Samutseviç, Pussy Riot’tan önce karma bir grupla, altmıştan fazla üyesiyle 2005’ten beri faaliyet gösteren sanat-eylem grubu Voina ile beraber sansasyonel eylemlere imza atıyorlardı. Bir adliye basıp 3500 canlı dev Madagaskar hamamböceğini ortalığa saldılar, böceklerin toplanma sürecini de eylemden önce kameraya çektiler. 2008 yılında seçimleri protesto etmek için “Fuck for the heir Puppy Bear!” (Mirasçın için düzüş Ayıcık) isimli bir performans gerçekleştirdiler. Ayı, Dmitri Medvedev’e gönderme yapıyordu, (“medved” Rusça’da ayı anlamına gelir) Moskova Biyoloji Müzesinde bir doldurulmuş ayının önünde grup seks döndürdüler, eylem basında çok yankı buldu, grup üyelerine dava açıldı. 2010 yılında “Tavuk Nasıl Yakalanır (ya da Bir Amın Tüm Voina Grubunu Doyuruşunun Hikayesi)” isimli performanslarında, marketten tavuk çalışlarını kameraya çektiler, kadın eylemcilerden biri tavuğu vajinasına sokuşturdu. 2011 yılında, kadın aktivistler “Operasyon: Çöpü Öp” eylemlerinde bir tren istasyonunda kadın polis memurlarını izinleri olmaksızın dudaklarından öpüyorlardı.

Pussy Riot üyeleri bugün kişisel haklara saldırıyla, ahlaki sınırları aşmakla suçlanıyor. Temmuz ayında görülmeye başlayan davanın temel suçlaması “dindarları rencide etmek” ki Pussy Riot bu konudaki suçlamaları kabul ediyor, yaptıklarının politik ve etik olarak doğru olmadığını fakat bu yüzden hapis yatmalarının adil olmadığını söylüyorlar. Grubun “Meryem Ana feminist oldu, Putin’i indirmeye geliyor” ayini, dindarları rencide ediyor, bu kesin. Ama mahkemenin tek meselesi bu da değil. Hakim, kimisi eyleme bizzat tanıklık etmiş, kimi videoları internetten izlemiş inançlı Hıristiyanlardan ifade alıyor. Hakim “dar kıyafetler ve kar maskeleri sizi rahatsız etti mi” diye soruyor, cevaplar olumlu. Hakim bir tanığa nasıl bir müzik duyduğunu soruyor, tanık “klasik değildi, Ortodoks da değildi’ diyor. Eylemi yaptıkları kilisedeki mumlardan sorumlu bir kadın “şeytani tiklerinden” ve “arsızlığa adanmışlıklarından” bahsediyor. Bu esnada Pussy Riot üyesi üç kadın, camdan bir kafesteler, mahkemeye getirilmeleri saatler sürüyor, sonra tekrar cezaevine gitmeleri de, bu sebeple yetersiz besleniyor ve uyuyorlar, içlerindeki tek anne Nadezhda Tolokonnikova aylardır çocuğunu görme fırsatı bulamamış. Yorgun, cesur ve mütevazı görünerek gülümsüyorlar. Kapanış konuşmasında Yekaterina Samutseviç durumu özetliyor: “Bizim katedralde gerçekleştirdiğimiz medya ihlalinin yarattığı büyük ölçekli tatsız etki belki yetkilileri de şaşırttı. Performansımızı önce kalpsiz, militan ateistlerin gerçekleştirdiği bir eşek şakası olarak sunmaya çalıştılar. Ama çok büyük bir hata işlediler, çünkü bu noktaya gelindiğinde biz zaten ülkenin ana siyasi simgelerine yönelik medya saldırıları gerçekleştiren Putin-karşıtı feminist punk grubu olarak biliniyorduk. Sonunda, bizim masum yaratıcılığımızın sebep olduğu geri döndürülmesi imkansız siyasi ve simgesel kayıpları göz önünde bulunduran yetkililer halkı bizden ve bizim non-konformist düşüncelerimizden korumaya karar verdiler. Böylece bizim karmaşık punk maceramız Kurtarıcı İsa Katedrali’nde son buldu.”(Nazım Hikmet Richard Dikbaş’ın çevirisiyle).

Hayır, mahkeme Pussy Riot’u şehrin meydanında çığlıklarını tüm halka dinleterek yakma kararı almadı, o günler çok geride kaldı. Pussy Riot iki yıl hapse mahkum edildi. Kısa bir süre sonra grubun üç bilinen üyesi dışında kalanlar ülkeyi terk ettiklerini ve başka ülkelerde feminist faaliyetlerini sürdüreceklerini açıkladılar.

Pussy Riot davası Uluslararası Af Örgütü’nün de dahil olduğu kimi Pussy Riot destekçileri tarafından bir düşünce özgürlüğü davası olarak görmekte kararlı. Bu yanlış bir yorum değil, fakat yeterli olduğu da söylenemez. Pussy Riot elemanları el örgüsü kar maskeleri, elbiseler ve taytlar giyiyorlar, hepsi neon renklerde. Her üniforma gibi içinde rahat hareket edilebilen ve anonimleşilen bir kıyafet, bir yanıyla da budala bir görüntü. Videoları izlediğinizde kızların havayı teklemediklerini, komik şeyler yaptıklarını görürsünüz. Kendini bu kadar az ciddiye alan insanların bu kadar büyük bir etki yaratabilmesi büyüleyici. Tüm kadınlara cesaret veren bir durum. Sıklıkla korkutucu, gülünç ya da etkisiz gösterilen, bireysel ya da örgütlü isyanımızda yalnız olmadığımızı bir kez daha gösteriyor. Kar maskeleriyle Pussy Riot, ona destek vermek için çırılçıplak, devasa bir hacı testereyle parçalayan bir FEMEN üyesi, tecavüzcüsünün kafasını kesen bir kadın, “O kişiler yüzüme bakarak yalan söyleyemezler. Söyleseler dahi benim söyleyecek çok şeyim var” diyerek tecavüzcüleriyle yüzleşmek isteyen 14 yaşında bir kız, kürtaj yasağına karşı polislere içi su dolu prezarvatifler fırlatan kadınlar ve dünyanın her yerinde intikam peşinde koşan, kaderini değiştiren, bağımsız, ahlaksız kadınlar…

Haziran Düzkan

* bu yazı express dergisi’nin eylül (ya da eylül/ekim) sayısında yayınlandı. okuyup çok beğendiğimiz için militanlarımız tarafından yazarının da izniyle çalınıp çırpılıp fakfukfon okurlarıyla buluşturuldu. eylemlerimiz sürecektir! yaşasın yayınlar ve yazarlar arası devrimci dayanışma! kahrolsun copyright! yaşasın copyleft!

** bu yaziyi seven bunlari da sever:

Pussy Riot’a Özgürlük: “Ya Onların Çıkmasına İzin Ver ya da Beni İçeri Al”

FEMEN’den Pussy Riot’a Destek Eylemi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s