Erinç Seymen’den Tayfun Serttaş’a Dair Kısa ve Zorunlu Bir Açıklama

sanatçı erinç seymen, tayfun serttaş’ın kişisel blogunda yayınladığı hakaret ve iftira dolu yazıya facebook’ta “zorunlu” bir yanıt verdi. seymen’in açıklamasını izniyle fakfukfon‘da yayınlıyorum. 

***

Sosyal medyanın, demokratik ifade özgürlüğünü daha geniş bir düzleme yaymak ve ana akım medyanın gündem belirleme hegemonyasına karşı (kısmen de olsa) kurtarılmış alanlar sağlamak bakımından azımsanamaz bir rol oynadığı aşikar. Artık yalnızca gazetelerin ve televizyonun insafına terkedilmiş bilgi akışına ve okuyucu köşesi/tartışma programları gibi daracık münazara zeminlerine mahkum değiliz. Bununla beraber aniden zuhur eden ve göz açıp kapayıncaya kadar dağ gibi büyüyen bilgi çöplüklerinin etrafından dolaşıp kıymetli ve güvenilir bilgiye ulaşmak ve nitelikli/verimli tartışmalar sürdürebilmek de bir o kadar meşakkatli.

Tayfun Serttaş geçtiğimiz sene kişisel blogunda, hakkımda çiziktirdiği çalakalem bir metin yayınladı. Muhatap olmaktan uzun zaman önce vazgeçtiğim ve farkedilme histerisini tahlil etmeyi fuzuli bulduğum için, sayfalar boyunca süren bu pespayeliğe cevap verme ihtiyacı duymadım. Hatta o metni süslemek için kullandığı ufak tefek yalanlar (örneğin, filanca mankenin resimlerimi satın aldığı uydurmacası) beni öfkelendirmekten ziyade gülümsetmişti. Ancak Serttaş çirkefliğin dozunu iyice arttırıp, karşısında kayıtsız kalamayacağım bir iftira döşenmiş:

Ama asker dedesinin ikramiyesiyle Çukurcuma’nın en çukur noktasında (bizzat TSK tarafından kendisine ödenen parayla, o parayı kabul ederek) ev satın alıp sonra Mehmet Tarhan’ı koluna takıp o anti-militarizm toplantısı senin, bu anti-militarizm buluşması benim gerçekliği içerisinde yaşayan kel ressamlar var bu ülkede. Keli görünüyor. O evde hayatını idame ettirebilmek için de canavar suratlı asker – polis resimleri çizip satıyor. Böylesine şizoid bir ortamın içerisindeyiz yani. Sonra bunları söyleyince ben canavar ilan ediliyorum fakat aynı ben, örneğin TSK’dan para alsaydım önce çıkar bunu itiraf ederdim.” 

Ben dünyaya gelmeden seneler önce ölen, hiç tanımadığım, varisi olmadığım ve kendisiyle aynı soyadını bile taşımadığım dedem vesilesiyle TSK’dan para aldığım biçimindeki bu iddia elbette ki gerçek değildir. Serttaş konu komşu dedikodusu dinlerken belli ki heyecana kapılıp gizli bir hakikati keşfettiğini sanmış veya duyduğuna inanmayı tercih etmiş. Öte yandan vakanın bundan sonraki kısmı “kaza” değil, kötü niyet sarhoşluğunun ürünü. Serttaş her aklıselim insanın yapacağı üzere, TSK’nın yaklaşık 40 sene önce ölmüş bir askerin ailesine veya ailesinin bir mensubuna durup dururken –üstelik de karşılığında ev satın alınabilecek miktarda- ikramiye vermek gibi bir uygulaması olup olmadığını soruşturmak zahmetine girişseydi, kendini bir kez daha gülünç duruma düşürmeyebilirdi. Ama elindeki “istihbarat”ın gerçek mi, yoksa hayal ürünü mü olduğunu öğrenmeden taaruza geçmekle kalmayıp, her şeyi gözüyle görmüş ya da elinde belgeler varmış gibi yukarıdaki paragrafı karalayıvermiş; kendine “araştırmacı” unvanını layık gören Tayfun Serttaş’ın kalibresi ne yazık ki budur.

Paul Auster’ın bile “Ergenekoncu” olarak yaftalanabildiği siyaset sirkiyle, TSK’nın “bizzat bana para verdiği” safsatasını ortaya atan Tayfun Serttaş arasındaki mesafeyi ölçmek için cetvel gerekmiyor. Devir, deli saçması komplo teorileriyle dostunu düşmanını, komşunu hasmını kriminalize edip hedef gösterme, insanları sorgu odalarına kapayıp işlemediği suçları itiraf etmeye zorlama devri; bugünlerde kendi halinde, yuvarlanıp giden birini bile “terörist”, “Ergenekoncu”, “örgüt üyesi” diye ihbar edip hayatını karartabilirsiniz. Bu satırları yazmak zorunda kaldığım günün sabahı yüze yakın kişi daha KCK operasyonu denen cadı avı kapsamında evlerinde ve iş yerlerinde gözaltına alındı. Serttaş’ın da söylediği gibi gerçekten de ortam çok şizoid, üstelik şartlar, kariyerizm zehirlenmesinden muzdarip biri için pek elverişli.

Kimi arkadaşlarımın önerisinin aksine bu yalan ve iftiraları yargıya taşıyıp hesap sormak niyetinde değilim; yargı kurumlarına yeterli derecede itimadım olmadığı gibi, Tayfun Serttaş’ın ödeyeceği bir bedel sonucunda davranışlarını düzeltebileceğine, ahlaki farkındalıklarını yeniden tesis edeceğine, kendini içine hapsettiği hınç ve hırs hücresinden dışarı çıkabileceğine dair de en ufak umudum yok. Serttaş’ın özür dilemesini de beklemiyorum, zira bunun için kişinin pişmanlık ve utanç gibi duyguları tatmış olması gerekir. Bu hisleri gerçekten tanıyıp tanımadığını müşahede etmeyi ise Serttaş’ın yakınındakilere bırakıyorum.

Erinç Seymen


Reklamlar

2 comments

  1. Erinc,
    basina gelen sacmalik uzerine ne denir bilmiyorum, gecmis olsun demekle yetinecegim, ve umarim da gecer gider. Malesef boylesi hezeyanlarla davranan ne ilk ne de son kisi yukardaki arkadas. Bu senin sahsinda tum sorgulayanlara/ elestirel dusunenlere yoneltilmis bir isyan. Bu akil tutulmasi gercekligin yavas yavas piyasaya cikmaya baslamasiyla alakali, cok uzun zamandir anlatilan masallarin teker teker masal olduklarinin ifsa edilmesiyle alakali. Bu durumda haliyle ilk basta bu mitlere cani gonulden inanmis insanlar ofkeli tepkiler veriyorlar, ezberlerin bozulmaya baslamasiyla kapildiklari kaygi neticesinde tum ezberlerini kendilerine ve baskalarina tekrar ederek tarihsel yalanlari yeniden uretmeye cabaliyorlar. Nafile, hakikat oyle ya da boyle yolunu su gibi buluyor. Bu akil tutulmalari, bu hezeyanlar daha bir sure boyle devam edecek, daha bir sure Kemalizmin soylemsel siddetiyle mucadele etmemiz gerekecek, buna devletin gundelik siddeti eklenecek. Tutuklamalar artacak… Daha uzun bir sure devleti karsisina almislara rahat yok. En guclu silahimiz okudugumuzu anlama kabiliyetimiz, analiz yapabilme imkanimiz ve belki de en onemlisi, bizi surekli daha iyisini istemeye yonelten vicdanimiz. Ama oyle bir gundemin parcasiyiz ki, silah dedigin anda militarist olmakla, militanlasmakla suclaniyorsun. Savasin gundeligin bir parcasi oldugu memlekette savasa dair olmayan bir dil kurabilmek mumkun mu? Tavir, savasin/savaslarin/catismalarin nedenselligini irdeleyebilmek olmali. Bu nedenselligi kavradikca ister istemez taraflarin varlik zeminini goruyor ve ona gore bir tarafa yakinlasiyoruz. Hepimize kolay gelsin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s